MaxFm 95.8 | Basında Biz | Ankara'nın Yeni Radyosu MaX FM
Listen Live
Basında Biz
Ankara'nın Yeni Radyosu MaX FM
01.12.2010



Ankara'nın Yeni Radyosu MaX FM

--MAG Dergisi Aralık 2010 sayısı Kaan Taylaner röportajı--

Ankara'nın Yeni Radyosu MaX FM ...

Radyoların, radyocuların nasıl olduklarını merak ederiz… Nasıl bir yerde yayın yaptıkları veya dinlediğimiz kişinin nasıl biri olduğu hep merak konusu oluşturur beynimizde… Biz sizler için birazcık da olsa bu merakı azaltmak adına Ankara’nın yeni radyosu Max FM’in Genel Yayın Yönetmeni Kaan Taylaner’le Max FM hakkında hoş bir sohbet gerçekleştirdik…

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Radyoculuğa on sekiz sene önce Capital Radio’da başladım.Amerika’ya bu işin eğitimini almaya gittim. Los Angeles’da ve Santa Barbara’da dünyanın en büyük iki radyo istasyonunda bu işin eğitimini alıp çalışarak Türkiye’ye geri döndüm, on sekiz sene de Capital Radio’da yayıncı olarak devam ettim ve son dönemde de genel yayın yönetmeni / genel müdür olarak görevimi devam ettirdim.

Çocukken hayalini kurduğunuz meslek neydi?

Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum bir meslekti bu.Ben bu işten para kazanacağım diye girdiğim bir iş değildi.
Ama çok şükür bu işten çok da güzel para da kazandım. Para kazanabileceğimi Amerika’ya bu işin eğitimini almaya
gittiğimde gördüm. Bizim burada bu işi genelde 17-18 yaşlarındaki kişilerin yaptığı bir iş gibi bakılıyor ama Amerika’ya gidip baktığımızda “Bu işi yapanların en genci 40 küsurlarındaydı ve adam yayından çıkıyor aşağıda limuzin bekliyor ve malikanesine gidiyor demek ki bu işten para kazanılıyormuş’’ dedim, yapılabilir bir iş yani. Medyanın her dalında ne kadar uğraşırsan uğraş ancak üst üste yılları koyup birtakım tecrübeler edinmeden bu meslekte para kazanmak mümkün değil.

Sizi radyoculuğa en çok çeken şey nedir?

Biz üç kardeşiz. Ben en küçükleriyim. Hep ilginin üzerimde olmasından dolayı o ilgiyi kaybetmemeye bağlıyorum ben. Sürekli ilgiyi alakayı üzerinde istemek olarak görüyorum radyoculuğu. Popüler olmayı hiç istemedim. Ama insanlar beni hep dinlesinler istedim. Bu işte beni en çok cezbeden şey, insanlara benim sevdiğim müzikleri dinletmek.

Size göre bir radyocu başarılı olabilmek için neler yapmalıdır?

Her konuda fikrinizin olması gereken bir meslek bu. Dinleyicilerden hep bir adım önde olmak gerekiyor. Çünkü kimse kendisinden daha az zeki birini dinlemek ya da izlemek istemiyor.

Yani benim canlı yayında karşıma çıkan adam Quantum fizikçiyse o adama benim Quantum fiziğiyle ilgili bir şeylerden bahsetmem gerekiyor. Çünkü yayıncı olarak benim domine edilen taraf değil, dominant olan taraf olmam gerekiyor. Bir yayıncı telefonda karşı taraftaki kişi tarafından domine ediliyorsa o hiç hoş bir şey değil. Bu başarısızlık göstergesi. Radyoculukta her şeye hakim olmak gerekiyor. Ancak böyle başarılı oluyorsun. Tabii ki iyi bir ses tonu, biz yabancı müzik çaldığımız için yabancı dilin olması ve dünya görüşünün olması gerekiyor.

Radyodayken başınıza gelen en ilginç olay nedir?

O kadar çok şey geldi ki… Aklıma gelmiyor artık. Ama en aklımda kalanı “yayın esnasında stüdyoda yangın çıkarmıştım”. O zaman yayın yaptığımız radyonun sloganı “Türkiye’nin en sıcak müziğiydi”. O zaman da ben Morning show yapıyordum. Program için stüdyoya saat 06:00’da geliyorum tabii daha hiç kimse gelmemiş oluyordu.Stüdyoda da eski tip dışarıda olan klimalardan vardı, açmışım ben de onu uzun zamandır kullanılmadığı için içinde pislik toplanmış herhalde, ben yayın yapmaya başladım, sağ tarafımda bir sıcaklık geliyor, ben de yayındayım o sırada, kafamı bir çevirdim stüdyo tutuşmuş klima yanmış, ciddi yangın çıkmış sağ tarafımda. Görüyorum ama “show must go on” yani devam etmesi gerekiyor programın… Ben o esnada “gerçekten Türkiye’nin en sıcak müziğini dinliyorsunuz çünkü şu anda stüdyo yanıyor birazdan ne olacağını bilmiyorum” falan şeklinde yayını devam ettirdim, sonra yangın söndürücülerle yangını söndürdüm ama bütün stüdyonun cihazları iptal oldu, zaten yarım saat sonra falan bizim yayın durmuştu.

Sizi dinleyen kişiler sizi gördükleri zaman nasıl bir tepki veriyorlar?

Radyoculuğun en güzel yanlarından biri de insanlar sizi hayalinde canlandırıyorlar. Radyonun bir büyüsü var o bozulduğu zaman aslında çok şey bozuluyor. Beni gördükleri zaman da kimisi tam “hayalimdeki gibisin” derken, kimisi de “kara kuru bir şey bu” diyor. Sen nasıl canlandırmıştın beni gözünde diyince ses tonumun kalın olması sebebiyle adam beni gözünde “sarışın, iri yarı böyle body vücudu var, mavi gözlü bir adam” olarak canlandırmış. Ama çok uzun zamandır yani televizyona çıktığım, dergilere çıktığım için insanlar beni tanıdı artık. O kadar büyük bir hayal kırıklığı ne ben yaşıyorum ne de onlar yaşıyorlar artık.

Radyoculuğun iyi ve kötü yanları nelerdir?

Ben kötü yanının olduğunu söyleyemem. Türkiye’de sektör olarak çok iyi bir yerde değil onu söyleyebilirim. Türkiye’de radyoculuk maalesef medyada üvey çocuk olarak kaldı. Bir türlü istediği hak ettiği yeri bulamadı.

Neden öyle kaldı sizce?

Biz on sekiz sene önce de bu işe başladığımızda radyoyu baştan keşfetmedik, Amerikalılar keşfetmiş. Bu işi öğrenmişler yani. Biz de kendi kendimize radyoyu icat etmeyelim, adamlardan nasıl oluyor nasıl yapılıyor bir öğrenelim dedik. Nitekim bizler eğitime gittik, adamlar buraya geldi eğitim verdiler. Biz on sekiz seneden beri oldukça profesyonel bir şekilde bu işin aşamalarını geçtik. Fakat o kadar kanunsuz düzensiz bir şekilde ilerliyor ki radyolar açılalı on sekiz sene oldu ama hala legal değil. Hali hazırda televizyonlar da legal değil. Düzenleme yapılmadı. Reklam konusunda maalesef radyolar krizden en çok etkilenen sektör oldu diyebilirim. Onun haricinde söyleyecek çok şey var gerçekten. Radyo en dinamik medya aslında. Sabah uyandığınız zaman, yataktan kalktığınız zaman, makyaj yaparken radyonuzu dinleyebiliyorsunuz. Bunların hiçbiri esnasında televizyon izleyemiyor ya da gazeteyi okuyamıyorsun yani. Radyo her yerde var bir şekilde.

Hiç başka sektörde çalışmayı düşündünüz mü?

Yayıncılığın haricinde pek düşünmedim ama özel zevk olarak fotoğrafçılık yapıyorum.

Hangi tarz müzikleri dinlemekten hoşlanırsınız?

Müzik ayırt etmem. Arabesk, Rock, Lounge, Country… Hepsini dinlerim. Benim ruhumun durumuna, inişi çıkışına bağlı olan bir şey bu. Ama genellikle dinlediğim tarz bizim radyonun tarzı. Özellikle benim zevk aldığım müzik ise soul ve lounge tarzında olan müziklerdir.

Max Fm’in kuruluşu oluşum aşaması nedir?

Bizim 18 sene sonra ardımızda bıraktığımız radyodan sonra 1 senelik bir radyosuz dönem oldu hayatımızda. Dönem içerisinde bizim eski radyonun kapanmasıyla birlikte o formatta radyo yayını yapan radyo kalmadı. Bu radyoyu ne doğurdu derseniz bize gelen yüzlerce mail “Hakikaten dinleyecekradyo kalmadı” diyerek Max Fm’i yeniden açmaya itti. Yoksa para kazanma kaygısı falan gibi bir şeyler yoktu. Ve sektör olarak hiç de yatırım yapılabilecek bir sektör değildi. Bizim bir misyonumuz var. Bunu yerine getirmemiz gerekiyor... Dinleyecek radyo kalmadı. Biz de istedikleri tarzdaki radyoyu yeniden hayata getirdik. Onun o ilk çabalaması yani mimari anlamda buranın kurulmasından, yayının yapılmasına kadar bütün aşamaları bizim için çok büyük keyifti yeni bir heyecandı. Max Fm’i açtık çok kısa süre içerisinde de çok büyük başarılara imza attık. Bu da bizi çok mutlu etti. İnsanlar hakikaten iyi müziğe hasretmiş yani. Biz o kadar güzel şeyler duyuyoruz ki demek ki doğru yoldayız diyoruz.

İçerinin dekorasyonu da gerçekten çok güzel biraz bundan da bahsedelim... Max Fm’i dinleyicilerine tanıtalım...

Biz radyoyu açacağımız zaman bizim Los Angeles’ta bir stüdyomuz vardı. Patronumun da, benim de çok keyif aldığımız bir yerdi orası ve buraya çok benziyordu. Duvarlar tuğla, yerler tahta, loş ışık, siyah deri koltuklar tam bir stüdyo. Los Angeles’taki stüdyonun adı Back Room’du. Biz de oraya benzer bir yer yapalım istedik. Mimarımız da Nejat Sert’ti, o da hakikaten bizim hayalimizdeki her şeyi birebir uyguladı. Öyle bir yer hayal ettik ki burada çalışan insanlar burada çalışmaktan, burada vakit geçirmekten keyif alsınlar. Buraya isteyerek gelsinler. Sadece işlerini yapıp gidecekleri bir yerden ziyade yayını yapmadan önce de buraya gelsinler, yayından sonra da burada kalsın, arkadaşıyla da buraya gelsin, Play Station oynasınlar, burada film izlesinler. İnsanlar buraya geldikleri zaman dışarıdaki her şeyden kopsunlar, apayrı bir yerde olduklarını hissetsinler istedik. Galiba bunu da başardık diye düşünüyorum.

Bookmark and Share

Mobile
Video
Hava Durumu

19 °C

En Yüksek: 36 °C
En Düşük: 14 °C
CUM CMT PAZ PZT SAL ÇAR PER
34 °C 34 °C 35 °C 35 °C 36 °C 36 °C 36 °C
  • Blue Moon
    Beck
  • One Minute More
    Capital Cities
  • Old Friend
    Aaron Joseph Puzey
  • Pennies In The Fountain
    Glen Hansard
  • Hands Untied
    Graham Colton
  • No Use
    Modoc
  • Sleeping With A Friend
    Neon Trees
  • Shadow Of A Man
    Neulore
  • Phoenix Hearts
    We The Kings
iPhone Android